Aksiyon dergisine konuşan Gross, basın özgürlüğünün olmadığı yerde demokratik seçimlerden bahsedilemeyeceğini vurguladı. Gross, “Seçimde farklı siyasi görüşlerin aday olmasına imkân sunuldu ama kampanya süreci adil değildi. Kampanya süreci ne kadar adil ve demokratik anlamda ne kadar kaliteliyse, seçimler o kadar demokratik sayılır” ifadelerini kullandı.
Devlet kanalı TRT ve hükümete yakın diğer kanalların sürekli olarak bir partinin propagandasını yaptığını savunan vekil, sözlerine şöyle devam etti: “Bu durum yetmiyormuş gibi bir de muhalif kanallara yapılan baskı seçimlerden önce zirveye çıktı. Kamu televizyonu olması gereken TRT, devlet kanalı değil, hükümet kanalı oldu. Demokrasi sadece oy sayısı değildir. Bazı bilim adamları bunu liberal olmayan demokrasi olarak adlandırıyor. Demokrasi, sandıktan çıkan oy sayısına kadar indirgenemez.”
Gross, “1 Kasım seçimlerini başka ülkelerdeki seçimlerle kıyaslayabilir misiniz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Bu konunun detayına inecek olsak kitap yazılır. Güneydoğu’da ordu hâkimiyetini gösteriyordu. Özgür hareket alanı kısıtlandı. Miting yapmanın önü kesildi. Katliamlar büyük korku oluşturdu. Bunların yanı sıra muhalif gazetecilere soruşturma açıldı, yayın gruplarına karşı agresif bir kampanya başlatıldı, televizyon kanalları kapatıldı ve yönetimine el koyulan bazı gazetelerin yayın içeriği değiştirildi. Demokratik yarışın yerini kavga aldı. AK Parti bu süreçte üste çıktı, HDP’nin önü kesildi ve CHP neredeyse kampanya yapmayı bıraktı. Adil seçim kampanyasının izi yoktu.”
Aksiyon dergisine konuşan Gross, basın özgürlüğünün olmadığı yerde demokratik seçimlerden bahsedilemeyeceğini vurguladı. Gross, “Seçimde farklı siyasi görüşlerin aday olmasına imkân sunuldu ama kampanya süreci adil değildi. Kampanya süreci ne kadar adil ve demokratik anlamda ne kadar kaliteliyse, seçimler o kadar demokratik sayılır” ifadelerini kullandı.
Devlet kanalı TRT ve hükümete yakın diğer kanalların sürekli olarak bir partinin propagandasını yaptığını savunan vekil, sözlerine şöyle devam etti: “Bu durum yetmiyormuş gibi bir de muhalif kanallara yapılan baskı seçimlerden önce zirveye çıktı. Kamu televizyonu olması gereken TRT, devlet kanalı değil, hükümet kanalı oldu. Demokrasi sadece oy sayısı değildir. Bazı bilim adamları bunu liberal olmayan demokrasi olarak adlandırıyor. Demokrasi, sandıktan çıkan oy sayısına kadar indirgenemez.”
Gross, “1 Kasım seçimlerini başka ülkelerdeki seçimlerle kıyaslayabilir misiniz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Bu konunun detayına inecek olsak kitap yazılır. Güneydoğu’da ordu hâkimiyetini gösteriyordu. Özgür hareket alanı kısıtlandı. Miting yapmanın önü kesildi. Katliamlar büyük korku oluşturdu. Bunların yanı sıra muhalif gazetecilere soruşturma açıldı, yayın gruplarına karşı agresif bir kampanya başlatıldı, televizyon kanalları kapatıldı ve yönetimine el koyulan bazı gazetelerin yayın içeriği değiştirildi. Demokratik yarışın yerini kavga aldı. AK Parti bu süreçte üste çıktı, HDP’nin önü kesildi ve CHP neredeyse kampanya yapmayı bıraktı. Adil seçim kampanyasının izi yoktu.”