CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gazetecilere açıklamalarada bulundu.
Faili meçhul cinayetlerle ilgili davaları değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, “Faili meçhuller için 24 kez önerge verdik, AKP’nin oylarıyla reddedildi. Siz davaları sürekli olarak belli yerlere öteliyorsunuz. Eskişehir’de güvenlik yok deyip Kayseri’ye, Kayseri’deki bir davayı da güvenlik yok diyerek Eskişehir’e getiriyorsunuz. Nasıl olur, böyle bir şey olabilir mi? Davanın yerinde görülmesi gerekiyor. Türkiye’nin demokrasi konusunda iyi bir sınav vermesi gerekiyor. Faili meçhulleri siz yargı kararıyla kapatırsanız o ülkeden demokrasiden de özgürlükten de insan haklarından da söz edemezsiniz. Faili meçhul davaları kapatırsanız Türkiye’nin demokrasi konusunda iyi bir sınav vermesi gerekiyor. Türkiye üçüncü sınıf demokrasiye değil, birinci sınıf bir demokrasiye layık bir ülkedir” dedi.
Terör sorunuyla ilgili de değerlendirme yapan Kılıçdaroğlu, “Bu sorunun onların yöntemiyle çözülemeyecini defalarca ifade ettik. Aynı yöntemle ısrar ediyorlar, kendileri bilir. Bu yöntemle çözerlerse ilk kutlayan biz oluruz. Bu yöntemle çözülemeyeciğini defalarca ifade ettim” diye konuştu.
Medyaya yönelik baskılarla ilgili bir soruya yanıt veren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Hangi iktidar medya üzerine baskı kuruyorsa o iktidarının ülkeye demekrosi getirme gbi bir görevinin olmadığı ortaya çıkar. Medyadan niye korkuyorsunuz? Beğenmezsiniz almazsınız, beğenmezseniz televizyonu izlemezsiniz. Siz bilinçli olarak medya gruplarının üzerine giderek onları susturmak, yazarlarını kapı önüne koymak, iktidarın savunuculuğunu yapan bir medya yaratmak istiyorsanız...
Bu sorun Türkiye’nin en temel sorunlarından bir olmaya aday. Biz bundan büyük rahatsızlık duyuyoruz. Medya rahatlıkla yazabilmeli, eleştirebilmeli. Hükümetin eleştirilmediği bir medya ordusu Türkiye’ye demokrasiyi değil, Türkiye’ye felaketi getirir. Açık ve net söylüyorum. Eğer medya özgür değil, halkın haber alma kanalları tıkanıyorsa o ülkede demokrasi olmaz, o ülke açık açık baskıcı bir yönetime gider. Gobbels taktiği izleniyor. İyi polis-kötü polis oyunu oynanıyor. İyi polisi gördüğüm kadarıyla Sayın Davutoğlu oynuyor. Demokrasi, özgürlük, insan hakları, herkesin güvencesiyiz...
Belli medya organlarında açıkça suçlanıyor, yazarlar açıkça suçlanıyor, gazete patronları açıkça tehdit ediliyor. Bu benim aklıma bugüne kadar hiç gelmeyen bir olaydı. Bu cüreti nereden alıyorlar, bu desteği nereden alıyorlar? Sayın Davutoğlu’na çağrı yapıyorum. Sen bu söylemlere destek veriyor musun, bu söylemlerden yana mısın? Sayın Davutoğlu’nun kamuoyu önüne çıkarak açıkça deklere etmesi gerekiyor. Medya çalışanlarının, medya patronlarının biraz dik durması lazım. Medya baskıya karşı ortak ses çıkarmalıdır.”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gazetecilere açıklamalarada bulundu.
Faili meçhul cinayetlerle ilgili davaları değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, “Faili meçhuller için 24 kez önerge verdik, AKP’nin oylarıyla reddedildi. Siz davaları sürekli olarak belli yerlere öteliyorsunuz. Eskişehir’de güvenlik yok deyip Kayseri’ye, Kayseri’deki bir davayı da güvenlik yok diyerek Eskişehir’e getiriyorsunuz. Nasıl olur, böyle bir şey olabilir mi? Davanın yerinde görülmesi gerekiyor. Türkiye’nin demokrasi konusunda iyi bir sınav vermesi gerekiyor. Faili meçhulleri siz yargı kararıyla kapatırsanız o ülkeden demokrasiden de özgürlükten de insan haklarından da söz edemezsiniz. Faili meçhul davaları kapatırsanız Türkiye’nin demokrasi konusunda iyi bir sınav vermesi gerekiyor. Türkiye üçüncü sınıf demokrasiye değil, birinci sınıf bir demokrasiye layık bir ülkedir” dedi.
Terör sorunuyla ilgili de değerlendirme yapan Kılıçdaroğlu, “Bu sorunun onların yöntemiyle çözülemeyecini defalarca ifade ettik. Aynı yöntemle ısrar ediyorlar, kendileri bilir. Bu yöntemle çözerlerse ilk kutlayan biz oluruz. Bu yöntemle çözülemeyeciğini defalarca ifade ettim” diye konuştu.
Medyaya yönelik baskılarla ilgili bir soruya yanıt veren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Hangi iktidar medya üzerine baskı kuruyorsa o iktidarının ülkeye demekrosi getirme gbi bir görevinin olmadığı ortaya çıkar. Medyadan niye korkuyorsunuz? Beğenmezsiniz almazsınız, beğenmezseniz televizyonu izlemezsiniz. Siz bilinçli olarak medya gruplarının üzerine giderek onları susturmak, yazarlarını kapı önüne koymak, iktidarın savunuculuğunu yapan bir medya yaratmak istiyorsanız...
Bu sorun Türkiye’nin en temel sorunlarından bir olmaya aday. Biz bundan büyük rahatsızlık duyuyoruz. Medya rahatlıkla yazabilmeli, eleştirebilmeli. Hükümetin eleştirilmediği bir medya ordusu Türkiye’ye demokrasiyi değil, Türkiye’ye felaketi getirir. Açık ve net söylüyorum. Eğer medya özgür değil, halkın haber alma kanalları tıkanıyorsa o ülkede demokrasi olmaz, o ülke açık açık baskıcı bir yönetime gider. Gobbels taktiği izleniyor. İyi polis-kötü polis oyunu oynanıyor. İyi polisi gördüğüm kadarıyla Sayın Davutoğlu oynuyor. Demokrasi, özgürlük, insan hakları, herkesin güvencesiyiz...
Belli medya organlarında açıkça suçlanıyor, yazarlar açıkça suçlanıyor, gazete patronları açıkça tehdit ediliyor. Bu benim aklıma bugüne kadar hiç gelmeyen bir olaydı. Bu cüreti nereden alıyorlar, bu desteği nereden alıyorlar? Sayın Davutoğlu’na çağrı yapıyorum. Sen bu söylemlere destek veriyor musun, bu söylemlerden yana mısın? Sayın Davutoğlu’nun kamuoyu önüne çıkarak açıkça deklere etmesi gerekiyor. Medya çalışanlarının, medya patronlarının biraz dik durması lazım. Medya baskıya karşı ortak ses çıkarmalıdır.”