Sputnik’te yer alan habere göre RS FM’de Yavuz Oğhan’ın ‘Bidebunudinle’ programına katılan Şengör, “Ben derdimi anlatamadım. Dışkı yemek zararlı değil, bazı tedaviler için zorunludur. Ama bunu zorla yaptırdığınız zaman işkenceye döner. Maalesef buna maruz kalanlar var. Bu travmayı yaşamışlar Ben de diyorum ki bu travmayı atın, maruz kaldığınız şey o zaman zannettiğiniz kadar büyük bir durum değil” diye konuştu.
Buna karşın tırnakları sökülen bir kişinin travmadan kurtulmasının mümkün olmadığını ifade eden Şengör, “Benim orada ısrarla üzerinde durduğum şey, bu olayların emri konsey tarafından verilmemiştir. Ben bunu Tahsin Şahinkaya’dan bizzat dinledim. Biz ne yazık ki kızını bile doğrayan bir milletiz” dedi.
Darbe döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde dışkılı işkenceye maruz kalan doktor Sinan Olcan ise Şengör’ün bu sözlerine, “Bu bir kişiye değil, belki yüz kişiye yapıldı. Rögar kapağı açıldı ve insanlara yedirildi. ‘Parmağınızı batırın ve yiyin’ denildi. Türkiye’de o dönem insanlık suçu işlendi. Bir sürü arkadaşımız koleradan öldü” diyerek tepki gösterdi.
Şengör’ün, işkence talimatının askeri konsey tarafından verilmediğine dair iddiasına da sert çıkan Olcan, şunları söyledi:“Siz bunu Tahsin Şahinkaya’dan dinlemiş olabilirsiniz; ama Süleyman Demirel, ‘Fırat’ın öte yakasında bir koyun kaybolsa sorumlusu benim; çünkü yöneten benim’ demişti. Bugün Cizre’de Nusaybin’de olan olaylar, mevcut iktidarın dışında mı gelişiyor sizce? Diyorum ki orada işlenen insanlık suçu, konseyin bilgisi dahilindedir. Kıbrıs’ta savaşmış, psikolojisi bozulmuş, işkenceden zevk alan bir adam başımızdaydı. Hamamda, havalandırmadan her yerde işkence ediyordu. 170 kişilik koğuşta, üç tane tuvalet vardı, o üç tuvaletin kapısı da gardiyanlar tarafından kilitleniyordu.”
Özcan’ın bu anlatımları üzerine canlı yayında onun nezdinde işkence görenlerden özür dileyen Şengör, amacının mağdurların travmayı atlatmasına yardım etmek olduğunu savundu.
Sputnik’te yer alan habere göre RS FM’de Yavuz Oğhan’ın ‘Bidebunudinle’ programına katılan Şengör, “Ben derdimi anlatamadım. Dışkı yemek zararlı değil, bazı tedaviler için zorunludur. Ama bunu zorla yaptırdığınız zaman işkenceye döner. Maalesef buna maruz kalanlar var. Bu travmayı yaşamışlar Ben de diyorum ki bu travmayı atın, maruz kaldığınız şey o zaman zannettiğiniz kadar büyük bir durum değil” diye konuştu.
Buna karşın tırnakları sökülen bir kişinin travmadan kurtulmasının mümkün olmadığını ifade eden Şengör, “Benim orada ısrarla üzerinde durduğum şey, bu olayların emri konsey tarafından verilmemiştir. Ben bunu Tahsin Şahinkaya’dan bizzat dinledim. Biz ne yazık ki kızını bile doğrayan bir milletiz” dedi.
Darbe döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde dışkılı işkenceye maruz kalan doktor Sinan Olcan ise Şengör’ün bu sözlerine, “Bu bir kişiye değil, belki yüz kişiye yapıldı. Rögar kapağı açıldı ve insanlara yedirildi. ‘Parmağınızı batırın ve yiyin’ denildi. Türkiye’de o dönem insanlık suçu işlendi. Bir sürü arkadaşımız koleradan öldü” diyerek tepki gösterdi.
Şengör’ün, işkence talimatının askeri konsey tarafından verilmediğine dair iddiasına da sert çıkan Olcan, şunları söyledi:“Siz bunu Tahsin Şahinkaya’dan dinlemiş olabilirsiniz; ama Süleyman Demirel, ‘Fırat’ın öte yakasında bir koyun kaybolsa sorumlusu benim; çünkü yöneten benim’ demişti. Bugün Cizre’de Nusaybin’de olan olaylar, mevcut iktidarın dışında mı gelişiyor sizce? Diyorum ki orada işlenen insanlık suçu, konseyin bilgisi dahilindedir. Kıbrıs’ta savaşmış, psikolojisi bozulmuş, işkenceden zevk alan bir adam başımızdaydı. Hamamda, havalandırmadan her yerde işkence ediyordu. 170 kişilik koğuşta, üç tane tuvalet vardı, o üç tuvaletin kapısı da gardiyanlar tarafından kilitleniyordu.”
Özcan’ın bu anlatımları üzerine canlı yayında onun nezdinde işkence görenlerden özür dileyen Şengör, amacının mağdurların travmayı atlatmasına yardım etmek olduğunu savundu.